Ara
  • Mind Lab Türkiye

Oyun Oynamak Ciddi Bir İştir


Öğrenmek eğlencelidir…

Öğrenme doğumla başlayan bir süreç ve bizi hayatın sonraki dönemine hazırlıyor. Çocuklar ise gözlemleyerek ve deneyerek öğreniyor. Çocuk gelişiminde her yönden etkisi bulunan oyun ise gözlem ve denemeye olanak vermesiyle öğrenme sürecinin en temel parçasını oluşturuyor. Öğrenme, hayatı anlamamızı, yaşamımızı sürdürmemiz için gereken becerileri kazanmamızı sağlayan bir süreç. Söz konusu çocuklar olunca da özellikle anne babalar her şeyi doğru yapmak, çocuklarını hayata dört dörtlük hazırlamak istiyor. Aslında bu hem çok kolay hem de çok zor! Zira işleri akışına bırakma ya da müdahale etme tercihlerimizin isabetli olması gerekiyor. Gelin bu dengeyi kurmak için neler yapabileceğimize bir bakalım.


Öğrenmenin yolu merak etmekten geçer…

Öğrenmenin temel ateşleyicisi merak duygusu. Hiçbirimiz merak etmediğimiz bir şeyi öğrenmek için gayret göstermiyoruz. Hele de çocukken hiç! Bu nedenle anne babaların “Çocuklar nasıl öğrenir?” sorusuna cevap ararken dikkat etmeleri gereken ilk nokta çocuklarının merak ve ilgi alanlarını keşfetmek. Çocuğunuzun ilgi alanlarını fark etme ve ona yeni alanlar açma konusunda başvurabileceğiniz araç ise hemen yanı başınızda; oyun. Çocuğun, sosyal ve fiziksel gelişiminde olduğu kadar bilişsel gelişiminde de önemli bir yere sahip olan oyun, kendine güven duygusunun artırılması, başarma hissinin tadılması gibi birçok etkiye sahip. Çocuklar, duygusal, bilişsel, sosyal ve fiziksel gelişimlerini çeşitli oyun türleri ile sağlayarak kendilerini bu dünyaya hazırlıyorlar. Anne babaların görevi ise onlara hem kendilerini güvende hissedecekleri hem de merak duygularını perçinleyecekleri alanlar yaratmak. Bu da zannedildiğinin aksine pahalı oyuncaklar ya da çok büyük deneyim alanları gerektirmiyor. Çocukları farklı ortamlar, nesneler, kişiler ve yerlerle tanıştırmak merak duygusunu harekete geçiriyor ve yeni deneyimlerin kapısını aralıyor. Parka götürmek, yaşına uygun sosyal ve kültürel aktivitelerle tanıştırmak, mevsim değişikliklerini ağaçların kabuklarına ya da yapraklarına dokunarak, koklayarak farklı duyu organları deneyimlemesine olanak vermek akla ilk gelen öneriler...


Öğrenme sürecindeki yardımcılarımız: “Oyuncaklar”

Özellikle erken çocukluk döneminde seçilen oyuncakların birden fazla duyuya hitap etmesi öğrenme sürecini pekiştiriyor. Uzmanlar oyuncakların çok renkli ya da sesli olması gibi özelliklerinin yanı sıra çocukların dokunma ve koklama duyularını da uyarması önerisinde bulunuyor. Bu noktada tercih edilen oyuncakların bebek ve çocuk sağlığına uygunluğunun aranacak temel kriter olduğunu da hatırlatmalı. Çocukların dokunma duyularına hitap eden kitaplar olsa da öğrenme sürecinde diğer duyuları işin içine sokacak tat alma ve koklamaya yönelik oyuncaklar yok. Böylesi durumlarda iş başa düşüyor! Dokunma duyusunu geliştirecek sert, pütürlü, yumuşak, kaygan gibi kimi özelliklere sahip kumaş parçaları ya da kartonlar çocuğunuzla birlikte vakit geçirirken kullanacağınız oyuncaklar alternatifleri olabilir. Bu oyun ve oyun türleri özellikle hayatın ilk yıllarında tercih edilebilir. El göz koordinasyonunu geliştireceğiniz fasulye ya da nohut toplama, bir kaptan diğerine aktarma gibi oyunlar da hem işitme hem de dokunma duyularını geliştirmeye yardımcı olacak.

Uzmanlara göre okul öncesi çağda duyuların etkin kullanımının öğrenilmesi akademik başarıya da zemin hazırlıyor. Bu çocuklar yeni bilgileri rahatça özümseyebiliyor, daha kolay uyum sağlayabiliyor.



Oyun, oyuncak ama hangisi?

Okul ile birlikte oyunun çocukların hayatındaki yeri azalıyor. Oysa ki, yaşa bağlı olarak oyun biçimleri değişse de oyunun öğrenme sürecindeki önemi değişmiyor. Hayat içerisinde karşılaşılabilecek “durum”ların bir çeşit provası niteliğindeki oyunlar, karar verme, stratejik düşünme ve inisiyatif alma, sosyal ilişkileri yönetme gibi, akademik başarıyı da etkileyen bir öğrenme biçimidir. Müfredatın çocukların merak duygularını geliştirecek şekilde uygulanması, ders işleme yöntemi olarak oyunun bir araç olarak kullanılması, çocukların okula yepyeni bir gözle bakmasını sağlayabiliyor. O nedenle çocuklar okulda neler yaptıklarını anlatırken, matematikte hangi işlemi öğrendiklerini değil eğer oyun bir öğrenme aracı olarak kullanılmışsa onu anlatmayı tercih ediyorlar.

Dünyada başarılı olmuş eğitim sistemlerine baktığımızda da, özenle tasarlanmış, çocukların düşünme ve öğrenme becerilerini geliştirmeyi hedefleyen “oyun”ların, eğitim sisteminin bir parçası olmasının tesadüf olmadığını görüyoruz. Çünkü oyun oynamak ciddi bir iştir.

0 görüntüleme